
Çocukların büyümek için beslenme ve barınma kadar duygusal ihtiyaçlarının da karşılanması gerekir. Bu ihtiyaçlar karşılandığında çocuk, dünyayı güvenli bir yer olarak görür ve bu temel, yetişkinlikteki ilişkilerine kadar uzanır.
Temel duygusal ihtiyaçlar
Güvende hissetmek: Öngörülebilir bir ortam, tutarlı kurallar ve sakin bir yetişkinin varlığı.
Görülmek ve duyulmak: Çocuğun duygularının, küçük ya da "anlamsız" görünse bile ciddiye alınması.
Koşulsuz kabul: Sevginin başarıya ya da uslu olmaya bağlı olmadığını hissetmek.
Özerklik: Yaşına uygun seçimler yapabilmek ve hata yapma hakkı.
Bağlantı: Oyun, sohbet ve birlikte geçirilen kaliteli zaman.
Duyguları adlandırmak
Bir çocuk ağladığında "Ağlanacak bir şey yok" demek yerine "Oyuncağın kırıldığı için çok üzüldün" demek, çocuğa duygusunun anlaşıldığını hissettirir. Duygularına isim verebilen çocuklar zamanla onları düzenlemeyi de öğrenir. Bu, davranışı onaylamak anlamına gelmez: "Kızgın olman çok anlaşılır, ama vurmak yok" denebilir.
Mükemmel değil, onaran ebeveyn
Hiçbir ebeveyn her zaman sabırlı ve doğru değildir. Önemli olan, kopukluk yaşandığında onarabilmektir. "Az önce sesimi yükselttim, bu senin suçun değildi, özür dilerim" diyebilen bir ebeveyn, çocuğuna ilişkilerin kırılınca onarılabileceğini öğretir.
Ebeveynin kendi ihtiyaçları
Tükenmiş bir ebeveynin sakin ve şefkatli kalması çok zordur. Destek istemek, dinlenmek ve kendi duygusal yüklerini fark etmek iyi ebeveynliğin bir parçasıdır. Kendi çocukluğunda karşılanmamış ihtiyaçların bugün ebeveynliğini etkilediğini hissediyorsan, bu konuyu bir uzmanla çalışmak hem senin hem çocuğunun hayatına dokunur.
Çocuklar, söylediklerimizden çok yaşadıklarımızdan öğrenir. Onlara verebileceğimiz en büyük armağan, duygularıyla birlikte kabul edildikleri bir ev ortamıdır.



